2011 de vizyona giren Türk filmleri 2011 de vizyona giren Türk filmleri
Kaybedenler Kulübü Alternatif kitaplar basan bir yayınevinin sahibi olan Kaan (Nejat İşler) ile Kadıköy’de bar işleten, çok sıkı bir plak ve efemera koleksiyoneri olan... 2011 de vizyona giren Türk filmleri

Kaybedenler Kulübü
Alternatif kitaplar basan bir yayınevinin sahibi olan Kaan (Nejat İşler) ile Kadıköy’de bar işleten, çok sıkı bir plak ve efemera koleksiyoneri olan Mete (Yiğit Özşener), 90’lı yılların ikinci yarısında, sanki bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış ve kimsenin bundan haberi yokmuş gibi bir radyo programı yapmaya başlarlar. Yaptıkları program zaman içinde hem onların hem de dinleyenlerin hayatını değiştirecektir. Programın şöhreti hızla yayılırken Kaan ve Mete eski hayatlarına aynen devam ederler. Hergün başka kadınlarla yalnızlığını gidermeye çalışan Kaan, aradığı aşkı Zeynep’de (Ahu Türkpençe) bulur ve bu aşkı tutkuyla yaşamaya çalışır; aralarındaki hayat görüşü farklılığına rağmen… Bu arada herkesin ‘kendi kaybını’ bulduğu ‘Kaybedenler Kulübü’, toplumun farklı kesiminden insanları biraraya getirerek adeta bir ‘ortak mahalle’ de buluşturur. Kendi yalnızlıklarıyla bile dalga geçen, sisteme her gün başkaldıran, hayatın kıyısında yaşayan Kaan ve Mete’nin renkli hayatlarını yansıtan programın tutkunları, ‘Kaybedenler Kulübü’nün üyeleridir artık.

Aşk Tesadüfleri Sever
Doğumlarından itibaren çocukluk ve ilk gençlik yılları boyunca yolları Ankara’da kesişen, 2010 yılında İstanbul’da tanışan Özgür (Mehmet Günsür) ve Deniz’in (Belçim Bilgin) birbirlerine doğru ve engellerle dolu aşk macerasını anlatırken, bir yandan da geri dönüşlerle onların bugünlerini yaratan dönemlere uzanıyor. Film, Türkiye’nin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarını ziyaret ederek, o yılların artık unutulmaya yüz tutmuş popüler kültür öğelerinden, müziklerinden, yaşam biçimlerinden ve alışkanlıklarından besleniyor. “Aşk Tesadüfleri Sever” pek çok gerçek hikayeden yola çıkılarak derlenmiş olaylar bütünüyle; İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı nostaljik yolculuğun içinde izleyiciye doyurucu, duygusal, yıllarca akıllardan çıkmayacak bir aşk filmi vaad ediyor.

İncir Reçeli
Metin 30’lu yaşlarında hayatını TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdır. Yazdığı senaryoları reddedilen bir gün gittiği barda, hayatını tümüyle değiştiren Duygu’yla tanışır. Duygu ve Metin bir masala başlarlar ama sonu başından belli bir masaldır bu…

Eyyvah Eyvah 2
Hüseyin Badem (Ata Demirer) bu sefer aşık olduğu kızın peşinde maceralar yaşayacak. Hüseyin’in kullandığı eski model araba, yolda son model bir araba ile bir kaza yapacak. Hüseyin Badem ile son model arabanın sahibi (Tarık Ünlüoğlu) tartışmaya başlayacaklar. Esasında Hüseyin insancıl yaklaşırken, Tarık Ünlüoğlu sinirli ve saldırgan tavrı ile olayı büyütecek.
Olayın akşamı sevdiği kızı ailesinden istemek için kız tarafının evine giden Hüseyin Badem, sevgilisinin babasını görünce başından kaynar sular dökülür. Çünkü aşık olduğu kızın babası sabah kazada tartıştığı Tarık Ünlüoğlu’dur. –

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm
Yapılan bir ihbar üzerine Gençlik Parkı’na giden cinayet büro ekipleri, gömülü b…ir tabut bulurlar. Tabutun içinde yaşlı bir kadın vardır. Yapılan ilk incelemede kadının canlı canlı gömüldüğü ortaya çıkar. Hayata karşı işlenen suçlar uzmanı Behzat Ç., ilk defa böyle bir cinayet karşılaşmaktadır.

Yaşlı kadının neden bu biçimde öldürülmüş olabileceğine ilk başta bir anlam verilemez. Yaşlı kadın emekli bir polisin annesidir. Behzat Ç. emekli polisi araştırmaya başladıkça bir takım engellemelerle karşılaşır. Emekli polis, teşkilat içinde Avarel Memduh olarak bilinmektedir, suçu üstlenen kişi ise kendisine Red Kit demektedir.

Behzat Ç., Harun, Hayalet ve Akbaba’dan oluşan ekibiyle Ankara’yı didik didik ederek Red Kit’in suç ortakları olan Gorbaçov Hasan ve Pembo’ya ulaşmaya çalışır. Olay Yeri İnceleme Şubesi’nin genç komiserlerden Songül de bu olayda onlara yardımcı olmaktadır.

Bu esnada şüpheli tavırlarıyla dikkat çeken bir görgü tanığına ulaşırlar. İsmi Süleyman olduğu halde kendisini Ahmet olarak tanıtmaktadır. Kendini Ahmet Sanan Süleyman’ın çelişkili ifadeleriyle iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.

Behzat Ç. araştırmalarını derinleştirdikçe emniyet içinde yasa dışı yollarla faaliyet gösteren bir örgütün varlığına ulaşır. Bu örgüt 90’lı yıllarda pek çok yargısız infaz yapmıştır. O zaman alt kademelerde görev yapan bu örgüt elemanları şimdi üst mevkilere gelmiştir. Dolayısıyla bu olayın ortaya çıkmasını istememektedirler. Behzat Ç., bir yandan gizemli ve zeki bir katil olan Red Kit’e ulaşmaya çalışır, diğer yandan ise bu olayların açığa çıkmasını istemeyen gizli örgütten kendisini ve ekibini korumaya çalışmaktadır.

Çalgi çengi
Salih(Murat Cemcir) ve Gürkan(Ahmet Kural) müzisyenlik yaparak hayatını kazanan Ankaralı iki teyzeoğludur. Gürkan ve Salih bir ikili olarak, sıra altı bir organizatörün(Erdal Tosun) kendilerine pasladığı virane işlerle ekmek doğrultmaya çalışmaktadırlar. Teyzeoğulları bir düğün salonuna doğru yola çıkarlar.

Gittikleri yerde kendilerini karşılayan düğün sahibinin, hazırlanmaları için kendilerini evin kömürlüğüne bırakması, o güne kadar itilip kakılmaya alışmış kardeşler için bile ciddi hayal kırıklığıdır, fakat bu sefer ‘kulis’te davetsiz misafirleri olacaktır. Aynı saatlerde, iki ‘maföz’ tip, yakaladıkları banka güvenlik görevlisini gözden uzak bir yerde sorgulamak üzere bu izbe mahalle köşesinde bulabildikleri en kuytu mekân olan kömürlüğe tıkmışlardır. Güvenlik görevlisinin dengesiz mafya elemanına diklenmesi sonucu öldürülmesi, kardeşlerin müzisyenlik hayatını ‘kaydıracaktır’..

Kolpaçino: Bomba
Özgür(Şafak Sezer) zengin bir ailenin evladıdır. Ancak hayatından memnun değildir. Ne cimri babasından destek görmekte, ne de zengin kayınpederinden… Özgür’ün geçmişten gelen sevgilisi olan Şale (Özlem Hasgül) çıkaracağı albüm için maddi destek beklemektedir. Bu desteği bulamayınca Özgür’ü, gizlice çektiği bir şantaj kaseti ile tehdit eder. Kalbi kırık bir kadının ’kadınca’ intikamı gibi görünen bu durumun arkasında aslında çok büyük hesaplar vardır.

Özgür bu durumdan çıkabilmek için kolpaçı arkadaşları Sabri(Aydemir Akbaş) ve Tayfun’dan( Ali Çatalbaş) yardım ister. Kendisine çok güvenen bu ekip, Özgür’ü kurtarmaya çalışırken, kendilerini daha büyük belaların içinde bulurlar…

Ya Sonra
Adem (Özcan Deniz) Didem’le evliliğinin yedinci yılını yaşamaktadır. Birkaç ticari denemesi olmuş ama başaramamış ve boyunun ölçüsünü almıştır. Veterinerliğe devam etmektedir. Arkadaşlarıyla vakit geçirmek, maça gitmek, müzikle uğraşmak ve ara da sırada hep beraber dışarı çıkmak haricinde hayatın rutin akışına kendini kaptırmıştır. Ama bencilliği ve hep arkasından sürüklediği karısının uyarılarını dikkate almaması kabusu olacaktır.

Karısına olan aşkını hatırlaması için büyük bir sarsıntı onu beklemektedir.

Ya Sonra?

Anadolu Kartalları
Onur, Ayşe, Mustafa, Tunç ve Fatih. Onlar, gökyüzüne hakim birer pilot olma hayaliyle yaşayan genç havacılar. Hayalleri yükseklerde fakat hedefe giderken yaşadıkları bin türlü zorluk, aile, sevgili hasreti, dostlukları, havada olmak için yaptıkları fedakarlıklar ve birbirleriyle rekabetleri ne kadar çetin bir yola çıktıklarının da göstergesi olacak.
Binbaşı Kemal Tanaçan’ın deneyimi ve desteği sayesinde eğitimden geçen beş genç için Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı, hayatlarını tamamen değiştirecek çok büyük bir deneyim olacaktır..

Türk sinemasının en çok ses getiren filmlerinden Eşkıya, Gönül Yarası, Kabadayı gibi filmlerin yapımcılığını, Herşey Çok Güzel Olacak, İnşaat ve Kabadayı filmlerinin yönetmenliğini üstlenen Ömer Vargı bu filmle tekrar yönetmen koltuğuna oturuyor. Oyuncu kadrosunda Çağatay Ulusoy, Alpay Kemal Atalan, Özge Özpirinççi, Alper Saldıran, İsmail Filiz, Hande Subaşı, Ekin Türkmen, Engin Altan Düzyatan gibi genç kuşağın önemli isimlerini bir araya getiren filmin müzikleri ise Ozan Doğulu’ya emanet..

Kutsal Damacana: Dracula
Kendisini cami avlusunda bulan yavru Sebo (Ersin Korkut), güvercin ve kumruların yemleriyle beslenip kendi kendini yetiştirmiştir. Zengin bir işadamının konağında iş bulan ve kızı Demet’e (Özge Ulusoy) platonik bir aşkla bağlanan Sebo’nun mutluluğu bir anda bozulur. Bir gece yarısı aniden müştemilatın kapısı çalınır ve efsanevi kan emici Kont Dracula (Şahin Irmak) gelir..

Bir Avuç Deniz
Bir Avuç Deniz, Deniz isimli bir kızın; Deniz’e aşık Mert’in; Mert’e aşık Deniz ve Dilek’in; belki de hepsinden önemlisi, oğlu Mert’e aşık Rana Hanım’ın hikayesi.
Bir avuç aldığımız deniz, gerçekten deniz midir?

Tutkularımızın sınırı nerede?

 

 

 

 

 

 

 

Kağıt

Saçma bir kanunu kör bir inatla uygulayan bir küçük memur. Bu saçma kanun karşısında ilk defa tevekkülle boyun eğmeyen genç bir adam. Kanunzedelerin,yanlış kanunlar karşısında hakkını kim koruyacak?
Sinan Çetin’in hem senaryosunu yazıp hem yönettiği “Kağıt” adlı yapım, 1 Mayıs 1977 öncesini anlatıyor.

Vucut
Leyla 40’lı yaşlarının sonunda, o güne kadar yaşamını Almanya’da porno film çevirerek geçirmiş bir kadındır. Kısa bir süre önce Almanya’dan İstanbul’a, onun bu sektöre girmesine ön ayak olan sevgilisi Yılmaz’la geri dönmüşlerdir. Ancak İstanbul’a dönünce Yılmaz Leyla’yı terk eder.

Yılmaz birlikte bir film çevirmeleri konusunda ondan son kez bir ricada bulunur. Yılmaz oynaması için Leyla’yı ikna eder ve Leyla’yla İzzet’in yolları bu filmin setinde kesişir.

İzzet, küçükken yaşadığı bir trajedi yüzünden yaşıtlarından daha farklı olan bir gençtir. Bir arkadaşı ona Yılmaz’ın İnternetteki ilanından bahsedince, İzzet bu teklifi kaçırmaz. Set günü gelir çatar ve sette beklenmedik bir kavga yaşanır. İzzet, kavgadan canhıraş kaçarken Leyla’yı aklına kazır, peşini bırakmaz…

Yılmaz kız arkadaşının haberi olmadan sevişmelerini filme alır. Amacı bunu internete koymaktır. Kız arkadaşı eve geldiğinde, Yılmaz’ın bu kaydı arkadaşlarına izlettiğini görür ve kendini birden kaybeder.

Hop Dedik!
Deli Dumrul (Emir Benderlioğlu), İstanbul’un Kurtlar Kuşlar Alemine meydan okumuş ve oyuna getirilerek hapse düşmüştür. İçerde hayatının zindana döneceğini düşünürken, ruh dünyasında derin tesirler meydana getirecek olan gönül erlerinden İhsan Bey (Bulut Aras) ile tanışır. Hapiste Dumrul ile İhsan Bey’in en has talebesi ve manevi evladı Alperen ( Orhan Bıyıklı) arasında sıkı bir dostluk başlar. Deli Dumrul’u, gönül eri İhsan Bey’i ve yiğitlik timsali Alperen’i uğradıkları iftiralardan aklayıp kurtaracak kişi ise Başkomiser Semih’tir( Mesut Çakarlı). Önce İhsan Bey ve Alperen, ardından da Deli Dumrul aklanarak tahliye olur.

Tefeci Salim’in elinden kan kusan mahallelinin tek umudu Deli Dumrul’dur. Dumrul’un tahliye haberi ezilen, sömürülen mahalleliye özellikle de Vildan’a (Perihan Savaş) bayram havası yaşatır. Artık kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacaktır. Çünkü; yalana, dolana, talana, hırsıza, arsıza, yolsuza, laine ve haine.. ve de cümle haşerata HOP DEDİK! diyen Deli Dumrul artık özgürdür. Deli Dumrul’u yeni serüvenler beklemektedir. Kavgalar, sevdalar, çoğu zaman kahkahalarla izlenen neşeli olaylar.. kimi zaman da insanın yüreğini sızlatan duygusal anlar…

Musallat 2: Lanet
Tıbba göre insan hafızası 2 yaşından öncesini hatırlayamaz. Ömrümüzün bu dönemi zihnimiz için kapkaranlıktır. Fakat öğretmen Elif (Türkü Turan) hayatının bu karanlık dönemi ile yüzleşmek zorunda; zira kendisine musallat olan tüm sorunların aslında geçmişinden gelen büyük bir hatadan kaynaklandığını ortaya çıkıyor. Ama bu, zamanlaması tamamen yanlış, geri dönüşü olmayan lanetli bir büyü…

Başka dünyalardan gelen bir varlığın bir çifte musallat olmasını anlatan 2007 tarihli ilk filmin başarısından sonra yönetmen ve senarist Alper Mestçi, “Musallat 2 Lanet” filmine de imza attı. Başrollerinde Reha Erdem’in ödüllü filmi Kosmos’dan hatırlayacağımız Türkü Turan’ın yanı sıra Tülay Bursa, Selim Gürata, Zeliha Güney gibi isimlerin yer aldığı yapım, görsel efektleri, sanat yönetmenliği ve plastik makyaj gibi teknik detaylarıyla da konuşulacağa benziyor.

Hazırlık süreci 6 ay süren yapımın çekimleri ise İznik’te İhsaniye ve Sansarak köylerinin yanı sıra İstanbul’da gerçekleştirildi. de çekildi. Film için halen Anadolu’nun çeşitli kadabalarında büyücülükle ilgilenen insanlarla da görüşüldü. 2 Aralık’ta vizyona girecek film büyü olgusunu tartışmalı sahneleriyle sorgulama amacı da taşıyor.

Beni Unutma
Olcay (Açelya Devrim Yılhan) iş hayatında başarılı, genç ve bekar bir kadındır. Ciddi bir ilişki yaşadığını düşündüğü sevgilisi Hakan’ın (Kenan Ece) kendisini aldattığını acı bir şekilde öğrendiğinin ertesi günü Sinan’la (Mert Fırat) tanışır. Olcay’ın ilişkisinin bittiği gün Sinan da ani bir kararla nişanlısı Ebru (Tuba Ünsai) ite evlenmekten vazgeçer. Olcay ve Sinan aşka inançlarını kaybettikleri bu günlerde tanışırlar ve bu tanışma, planladıklarından çok farklı şeyler yaşamalarına neden olur. Birbirlerinden etkilenirler ve yoğun bir duygusal ilişki yaşamaya başlarlar. Kısa bir süre sonra da evlenirler. Çok mutlu başlayan evliliklerinde Sinan’ın eski nişanlısı Ebru’nun Sinan’da yarattığı küçük rahatsızlıklar dışında bir sorunları yok gibidir. Ancak mutlulukları bir süre sonra beklenmedik bir şekilde bozulacaktır. Arkalarında bıraktıklarını düşündükleri eski ilişkileri onları bir türlü bırakmayacak, Olcay’da başgösteren bazı tuhaflıklar da aşkın, arkadaşlıkların ve insana dair bir çok duygunun sorgulanmasına yol açacaktır.

Celal Tan Ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi
Tanınmış anayasa profesörü Celal Tan, çevresi ve ailesi tarafından sevilen, örnek gösterilen önemli simadır. Eşini kaybetmesinin ardından hayatını kurtardığı genç öğrencisiyle evlenmiştir. Ailesi Celal Tan’ın 65. doğum gününü kutlamak için kendisine sürpriz bir doğum günü partisi düzenler, fakat kutlama öncesi yaşananlar tüm ailenin hayatını değiştirecektir…

Polis, Güneşin Oğlu ve Beş Şehir gibi filmlerle, farklı türlere olan hakimiyetini gösteren senarist/yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” alıştığımız aile kavramına eleştirel bir bakış getiriyor. Filmin senaryosunda da yönetmenin imzası varken başrolleri Selçuk Yöntem, Bülent Emin Yarar, Ezgi Mola, Tansu Biçer gibi önemli isimler paylaşıyor.

 

admin

No comments so far.

Be first to leave comment below.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir