Kaybedenler Kulübü Mü Dövüş Kulübü Mü? Kaybedenler Kulübü Mü Dövüş Kulübü Mü?
İlk öncelikle iki yapımın da harika olduğunu ve ikisinin de kendi içinde bohem bir felsefesi olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kaybedenler Kulübü olaya biraz daha... Kaybedenler Kulübü Mü Dövüş Kulübü Mü?

İlk öncelikle iki yapımın da harika olduğunu ve ikisinin de kendi içinde bohem bir felsefesi olduğunu kabul etmek gerekiyor. Kaybedenler Kulübü olaya biraz daha sığ yaklaşmış olsa da Rock’n Roll bir hayat yaşamakta olan gerçek karakterlerin hikayelerini bizimle oldukça eğlenceli bir şekilde paylaşmışlar. Dövüş Kulübü durumu bir üst boyuta taşımış ve çok derin bir kurgu ile karşımıza çıkıyor. Filmde Eward Norton ve Brad Pitt için başrollerde çığır açtıklarını söyleyebiliriz filmde anarşi ve şizofreni konuları oldukça iyi işlenmiş. Peki hangisinin kafası daha enteresan ve seçim yapacak olsanız hangisini seçersiniz? Bu cevabı siz vermelisiniz, ama vermenize yardım edebilmek için ve iki filmi kıyaslayabilmeniz için gelin bu filmleri beraber inceleyelim.

kaybedenler-kulubu

Kaybedenler Kulübü

Filmin başrollerinde Nejat işler ve Yiğit Özşener harikalar yaratmış demek mümkün ve Türk yapımı filmde 90’lı yıllarda radyoculuk yapan iki karakteri (Kaan Çaydamlı ve Mete Onduk) canlandırıyorlar. Oldukça çapkın olan bu ikili özellikle o yıllardaki seksüel çekinceye parmak basar nitelikte bir program yapıyorlar. Herkesin utanarak konuştuğu bu konuları ulu orta radyo programında dile getiren ikilinin radyo programı Kaybedenler Kulübü kısa zamanda popüler oluyor. Bu sırada böyle adamların aşkı da işlenmiş ve Kaan Çaydamlı’nın Zeynep (Ahu Türkpençe) ile olan aşkı ve toplumsal olarak marjinal sayılabilecek bu bireylerin aşk hayatları irdeliyor. Gerçek bir hikayesi olması bu senaryoyu dövüş kulübünün bir adım önüne taşıyor demek kesinlikle mümkün.

film-oneri

Dövüş Kulübü

Dövüş kulübü biraz daha ideolojik olması itibariyle öne çıkıyor. Başrollerde Erward Norton ve Brad Pitt oynuyor. Olaylar uçakta tanışmış olan bu ikiliden Erward Norton’ın oynadığı Jack karakteri evini yanar halde bulur ve biraz önce uçak yolculuğunda tanıştığı tek arkadaşı sayılabilecek Tyler’ı arar ve onunla kalmaya karar verir. Hemen hepimizin bildiği gibi bu aslında kendisinden başkası değildir.  Burada verilmek istenen mesaj ise kariyer yapmak için sosyal hayattan vazgeçen bireylerin yalnızlığıdır ve böyle bir mesajı içeriyor olması sebebiyle oldukça derin bir imaj oluşturur.  Ayrıca daha sonra bar çıkışındaki kavga sahnesinde Tyler Jack’i fena hırpalar ki bu iki karakterin aynı kişi olduğunu düşününce durum daha da karmaşık bir hal alır. Bu sırada psikoloğunun tavsiyesine uyan Jack hasta insanlar için düzenlenen moral toplantılarına katılır ve burada Marla Singer ile tanışır. Tyler ve Jack bir dövüş kulübü açarlar ve olaylar büyümeye başlar. Filmin sonunda ise kendilerini borsayı çökertmeye çalışan anarşist bir devrimin başında bulan Jack ve Marla için bir aydınlanma sahnesi olur ve Tyler ile Jack’in aynı adam olduğunu anlarlar. Film genel olarak yine tabulara yönelik ve toplumsal yapıya doğrudan ağır eleştiriler getirir. Bunun dışında ise kapitalizm ve insanı soktuğu durumlar da ağır eleştirilmiştir. Kaybedenler Kulübü ile arasında seçim yapmak da oldukça zordur. Bizim önerimiz iki filmi de izlemediyseniz derhal izlemeniz yönünde olacak.

Editor

Henüz yorum yapılmadı

İlk yorumu siz yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir