Image default
Kapak

İZZET ÇAPA İLE KEYİFLİ BİR SOHBET

Sevda KÖYÜSTÜ

Bu yazımda sizlere otobiyografik kitabı En Çok Ben Eğlendim ile dikkat çeken başarılı işletmeci ve çiçeği burnunda yazar İzzet Çapa ile yaptığım röportajı aktaracağım.

İzzet Çapa eğlence sektörünün içinde olan medyatik bir isim. Hâl böyle olunca da yazdıkları, söyleyecekleri, yaptıkları çokça merak ediliyor. Ben de hem bu merakın etkisi hem de her zaman güler yüzüyle tanıdığımız bir insanın gerçekte nasıl bir hayata sahip olduğunu öğrenebilmek için bir solukta ve heyecanla okudum kitabını. İyi ki de okumuşum. Çünkü En Çok Ben Eğlendim sayesinde gerçeklerden yediği tüm tokatlara rağmen hayallerinden asla vazgeçmeyen İzzet Çapa’yı tanıma ve bu keyifli röportaj aracılığıyla da kendisiyle tanışma fırsatım oldu.

Gelin hep birlikte bu keyifli sohbete kulak verelim.

Merhaba İzzet Çapa. Sizi güler yüzünüzle ve başarılı işletmeci kimliğinizle tanıyoruz. Sizin kendinizde en sevdiğiniz üç özellik nedir?

İnsan kendisine ne kadar samimi olur bilemem ama sanırım bunca yıldan sonra en sevdiğim özelliğim her ne olursa olsun hayata pozitif bakmam, sağlığın dışında hiçbir şeyi kafaya takmamam ve asla kin tutmamam herhalde.

Zaman çabuk geçiyor ve nesiller değişiyor. Hayat tecrübelerinizden yola çıkarak günümüz yeni nesil gençlerine ne tavsiye edersiniz?

Maalesef her şeyin müthiş süratle aktığı bir dünyaya doğdular. Ama bu hız birçok şeyin farkına varmaktan da alıkoyuyor insanı. O yüzden bana kalırsa yavaşlamalı, mümkün olduğunca çok okumalı, bir yolunu bulup mutlaka sevdikleri mesleği yapmalılar. Onlara, haddim değil ama tavsiye edebileceğim şeyler naçizane bunlar.

Geriye dönüp baktığınızda hayattaki en büyük pişmanlığınız nedir?

Belki biraz beylik bir laf gibi gelecek sana ama benim en büyük öğretmenim pişmanlıklarım oldu. O yüzden de pişmanlıkları pişmanlık olarak değil, hayatın en kıymetli dersleri olarak kabul ettim her zaman. Çünkü belki de o hataları yapmamış olsaydım, şimdiki ben olamazdım.

Sizin için “aile” kavramı ne ifade ediyor?

Hiç uzatmadan cevap vereyim; aile her şeydir.

Röportaj yapmak öncesi ve sonrasıyla ciddi bir emek ve hazırlık gerektiriyor. Siz de meslek hayatınızda çok güzel ve zorlu röportajlar yapmışsınız.  Peki, o dönemki işverenleriniz bu röportajlar için harcadığınız emeğin maddi ve manevi karşılığını verebilmiş miydi size?

Ben o röportajların hiçbirini, bir karşılık için yapmadım. O yüzden de vermek isteseler de veremezlerdi. Ben eğlendim, öğrendim, beslendim o röportajlarla. Bu da bana yetti…

Onlarca kişiyle röportaj yapmış biri olarak “Ah keşke şununla da bir röportaj yapabilseydim!” dediğiniz biri var mı?

Aslına bakarsan hemen hemen istediğim herkesle konuştum. Ben çok keşkeleri olan biri değilim o yüzden de bu soruna sadece ‘hayır’ diye cevap verebilirim ancak.

En Çok Ben Eğlendim adlı kitabınızda “Gönlünün kapılarını sanata açık tut” demişsiniz. Sizin en sevdiğiniz sanatçılar kimlerdir?

Bak işte bunun cevabı sayfalar tutar eğer hakkıyla vermeye çalışırsam. Ama şunu söyleyebilirim sana; hiçbir önyargım olmadan elimden geldiğince sanat yelpazesinden her alanından yeteneği ve sanatçıyı gücüm – vaktim yettiğince takip etmeye çalışıyorum.

Kitabınızdaki “İyi filmler seyretmek, güzel şarkılar dinlemek, eğer mümkün olursa ülkenin ve dünyanın bilmediğin köşelerine seyahat etmek zenginleştirecek ruhu” cümlesi beni çok etkiledi. Bu cümlenize istinaden şu soruları sormak istiyorum:

a- Ne tür müzikler dinlersiniz?

Her türlü müziği dinlerim. Ama illa bir cevap istiyorsan Sezen’in gönlümdeki yeri bambaşkadır.

 b- Hangi kitaplar veya yazarlar sizde iz bırakmıştır?

Kitabımda bir bölümü okuduğum kitaplara ayırdım. İstersen o kısmı alıp buraya yazabilirsin.  (Kitapta geçen isimler şöyle: Pal Sokağı Çocukları,  Fareli Köyün Kavalcısı, Şeker Portakalı,  Sevdalı Bulut  Küçük Karabalık; yazar olarak ise Kemalettin Tuğcu ve  Jules  Verne)

c- Bu zamana kadar yaptığınız seyahatlerde en sevdiğiniz ülke hangisi oldu?

Beyrut’la aramda tuhaf bir gönül bağı var. Batı kentlerinden de Londra’yı severim.

d- Türkiye’de gezmeyi en çok sevdiğiniz yer neresidir?

Gezip gördüklerimi değil ama ilk fırsatta çok kapsamlı bir tur yapacağım yeri söyleyeyim: Göbeklitepe, Nemrut, Harran, Hasankeyf…

İş hayatında disiplinli yapınızla biliniyorsunuz ve sizinle çalışmanın zor olduğu söylenir. Kitabınızda asistanınız Semih Bey’le Oğlak burcu olduğu için çalıştığınızı yazmışsınız. Peki, gerçekten de bu burç hassasiyeti işe yaradı mı?   Semih Bey’de sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikler nelerdir?  

Semih benim için bir çalışandan çok öte, hayat yolunu birlikte yürüdüğüm bir gönül dostudur. Aslına bakarsan bütün arkadaşlarım, altını çiziyorum mesai arkadaşlarım değil arkadaşlarımın pek çoğu öyledir…

Zamanla yarışan bir sektörde olmanıza rağmen kol saati takmadığınızı yazmışsınız. Ne zamana kadar sürecek bu durum?

Borçlarımdan dolayı tefecilerle karşıya karşıya kalınca bir gün son çare olarak annemin hediyesi gözüm gibi baktığım kol saatimi masanın üzerine bırakmak zorunda kaldım. Zaten o günden sonra bir daha hiç saat takmadım.

Kitabınızın kapağında sarı renkli sweatshirt giydiğiniz bir fotoğraf var?  Bu pozun özel bir anlamı var mı?

Tamamen kendi aramızda tesadüfen yaptığımız bir şeydi. Fikir Semih’e aitti. Yayınevi kitap için bir şeyler aradığında arkadaşlarım göstermiş ve onlar da çok beğenince kapak oldu Semih’in çektiği o fotoğraf.

Acısıyla tatlısıyla pek çok anının yer aldığı harika bir otobiyografik kitap yazmışsınız. Kitabınız beni çok etkiledi. Sırada hayali kahramanların hikâyelerini yazmak mı var? Eğer böyle bir kitap çalışmanız varsa ne zaman okuyucuyla buluşur?

İki ayrı kitap var aklımda. Biri iki kıtadan insanın İstanbul’da buluşma hikâyesini anlatan bir roman olacak. Öteki ise hayatın mucizelerini tarif eden bir deneme. Sanırım yaz sonunda buluşur okuyucuyla…

Kitabınız Destek Yayınlarından çıktı. Destek Yayınları hakkında söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Henüz iki aylık bir ilişkimiz var; sanırım cevap vermek için çok erken…

Yoğun programında bana vakit ayıran İzzet Çapa’ya teşekkürlerimi sunarak yazımı En Çok Ben Eğlendim’de geçen ve beni çok etkileyen sözlerle bitirmek isterim.

“Âh ile âbât olan, vah ile berbat olur”

“Para balık gibidir yemezsen kokar”

“Çabuk vazgeçme, kolay pes etme!  Unutma kader gayrete âşıktır.”

 

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle, hoşça kalın!

Benzer Yazilar

Bir Zamanların Efsane Dizisi Mad Men Neden Bu Kadar Tercih Edildi?

Ahmet DOĞDU

Kışı Zinde Geçirin

Ahmet DOĞDU

Kar ve Kristalleşmiş Buzlar

Ahmet DOĞDU

Oluru var mı, bana uyar mı?: Ünlülerin Saçları

Ahmet DOĞDU

Dünyanın En Zengin Futbolcuları

Ahmet DOĞDU

Yok Böyle Bir Kız

Ahmet DOĞDU